OHSAD Toplantısına Katıldık

Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği (OHSAD) tarafından düzenlenen ‘Sağlıkta Ortak Çözüm Toplantıları’nın sekizincisi 26-30 Nisan 2017 tarihleri arasında yine Antalya’da düzenlendi.
Sağlık Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, SGK, Maliye Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Özel Hastaneler, Kamu Hastaneleri, Üniversite Hastaneleri, Sağlık Kuruluşları ve Sigorta Şirketleri, sağlık sektöründe yaşanan gelişmeleri değerlendirmek için bir araya geldi.
Şehir Hastaneleri ve sağlık sektörüne etkileri başlıklı ilk gün düzenlenen ortak akıl toplantısında sağlık sektöründe ki değişimi değerlendirmek, sektörün sorunları ve ortak çözüm alternatifleri için karşılıklı bilgiler paylaşılarak toplantının sonunda bir rapor oluşturuldu ve ertesi gün sempozyumda herkese sunuldu.
 
Ortak akıl toplantısında çıkan sonuçlar yedi başlık altında incelendi:

1)Hastaya Etkisi

Şehir hastanelerinin, şehir merkezlerine olan mesafeleri, hastaların hizmete ulaşımı ve maliyetler açısından olumsuzluklar doğurabilecektir.
Bu sebeple hizmete erişim için, ulaşım imkanları açısından önceden planlanarak gerekli önlemler alınmalıdır.
Şehir hastanelerinde yüksek standartlı bir sağlık hizmeti öngörüldüğünden, özel sigortaların bu hizmeti satın alması da beklenmektedir.
 
2)Yönetim

Şehir hastaneleri, her biri ayrı hastane olan entegre sağlık tesisi yapısında olup, bir şemsiye yapı olarak planlanmıştır. Her birinde bir alt sistem yönetiminin klasik hastane yönetiminden farklı bir sistem olacağı beklenmektedir.
Öte yandan, 400 yataktan büyük kapasiteli hastanelerin idaresinin zor olacağı yönünde karşıt görüş bulunmaktadır.
Yatak sayısı yüksek olan genel hastanelerin, yönetiminin zor olacağına ilişkin araştırma sonuçlarından da söz edilmektedir.
Mevcut yönetim kültürümüze uymayan bir sistem olan, hastane yönetimi ile yüklenici firmadan oluşan, çift başlı bir yönetim anlayışı oluşmaya başlamaktadır.
Bu durumun yönetilebilmesi ve akıllı sistemlerin etkili kullanılabilmesi için gerekli eğitim programlarına ağırlık verilmesi uygun olacaktır.
Belediyecilik, ulaşım gibi sağlık dışı sektörler ile işbirliği, sistemin işlerliğini kolaylaştıracaktır.
Sözleşmelerde yer alan performans kriterlerine göre işletmecilerin de kendi standartlarını yukarı çekmeleri gerekecektir.
“Yardım masası” uygulaması sayesinde, yönetimde geri bildirim ve kriz anında müdahale şansı elde edilmektedir.
Randevu sisteminin iyi uygulanması durumunda, ölçek büyüklüğüne rağmen sıkıntılar en aza indirilebilmekte ve hizmet tüm güne yayılabilmektedir.
Odalardaki yatak sayılarının azaltılması ve süreç/altyapı konularındaki iyileştirmeler, hastane enfeksiyonlarının minimum düzeye inmesini sağlayacaktır.
Hem yüklenici, hem de kamu tarafı, karşılaşılan her sorun sonrasında uzlaşmacı bir tavırla çözüm üretmektedir. Dolayısıyla bu “öğrenen organizasyon” yapısı ile yeni bir yönetim anlayışı da oluşmaktadır.
Hastanelerin yönetimindeki en kritik bağlayıcı belge sözleşmelerdir. Üst mevzuatın olabildiğince esnek, yüklenici ile yapılan sözleşmelerin ise olabildiğince net olması gerekmektedir.
Özel sektör deneyiminde ölçek büyüdükçe yönetim merkezileştirilmektedir. Bunun yansıması şehir hastanelerinde de düşünülebilir.
Şehir hastanelerinin takibine yönelik olarak Bakanlık düzeyinde gerekli sistemlerin kurulması uygun olacaktır.
Şu anda mevcut kamu hastanelerinin yönetim biçiminde bir kargaşa olduğu için, bu yapının şehir hastanelerinde de devamı sorun oluşturacaktır.
Mevcut kamu hastanelerinin yönetim sisteminin temel bir sorun oluşturmadığı, sorunun Bakanlık dahil her düzeydeki yöneticinin sistemin işlerliğini sağlayacak şekilde davranmamasından kaynaklandığı görülmektedir.
 
3)İnsan Kaynağı

Şehir hastaneleri için gerekli, öngörülen hizmetlere yönelik olarak eğitilmiş sağlık çalışanı nasıl ve nereden bulunacağı konusunda tereddütler vardır.
Toplamda mevcut yatak sayısında belirgin bir artış olmayacağı için, sağlık personeli açısından olağandışı bir açık oluşmayacaktır.
Son yıllarda üniversitelerde, başta tıp olmak üzere, sağlık mesleklerinde önemli oranda kontenjan artışı yapıldığından, sağlık personelinde belirgin bir açık beklenmemektedir.
Şehir hastanelerinde kaliteye yönelik bir değişim için, istihdam şeklinde de bir değişiklik yapılması gerekmektedir.
Şehir hastanelerinin teknolojik donanımını kullanabilecek yetkinlikte kalifiye sağlık personelinin yetişmesi mümkün olacaktır. Uzun vadede sistem ihracı ile birlikte, yetişmiş sağlık personeli transferinin önü açılabilecektir.
Şehir hastaneleri ile birlikte özel hastanelerden kamuya geçişlerin hızlanması beklenmektedir.
Bunun aksine, mükemmeliyet merkezli ekiplerin özelde kalması veya özel sektöre geçmesi de söz konusu olabilir.
Hekim dışı sağlık personelinin istihdamında kamuda kadro kısıtlaması bulunduğu için, bu husustaki yeni bir düzenleme sağlık personelinin özelden kamuya kaymasına yol açacaktır.
 
4)Kamu/Özel Etkileşimi

Bazı işlemlerin yetkisinin, şehir hastaneleri ile sınırlı tutulması halinde hakkaniyet ve verimliliğe aykırı bir ortam oluşabilecektir.
Yeni dönemde küçük ölçekli özel sağlık kuruluşlarının kapanacağı, bunların birleşmeleri ile büyük özel hastanelerin varlıklarını sürdüreceği öngörülmektedir.
İstanbul hariç, şehir hastanelerinin periferde olmaları nedeniyle, merkeze yakın ve kolay erişilebilir özel sağlık kuruluşları için yeni bir fırsat doğabilecektir.
Şehir hastaneleriyle rekabet içinde olan özel sağlık sektörü, mevcut kaliteyi arttırarak varlığını sürdürebilecektir.
Merkezdeki zincir hastanelerin şehir hastanelerinden etkilenmeyeceği, hastaya davranış ve tedavi biçimlerinin değişeceği ve şehir içindeki özel hastanelerin acil hizmetlere odaklanacağı öngörülmektedir.
İstanbul’da 100 yatağın altındaki hastaneler branş hastanelere dönüşerek varlıklarını sürdürebilecektir.
Periferdeki küçük hastaneler kapanarak, merkeze kaymaları gerekeceği düşünülmektedir.
Şehir hastanelerinin yaratacağı rekabet ortamı, “patron hastaneleri”ni daha modern yönetim sistemlerine geçmeye zorlayacaktır.
Şehir hastanelerinin yaratacağı potansiyel kullanılarak, yerli sağlık teknolojileri üretimi teşvik edilebilecekken, bu fırsat gün geçtikçe yabancı üreticilerin lehine dönmektedir.
 
5)Sağlık Turizmi

Şehir hastanelerinin, sağlık turizmi alanında rol alması beklenmektedir.
Kamunun sağlık turizminde giriş yapmasıyla birlikte; yurtdışı tanıtımlarının daha güçlü yapılması, tüm sağlık sektörünün yararına olacaktır.
Nadir hastalıkların tanı ve tedavisinde yeterli kapasitenin geliştirilmesi durumunda, sağlık turizmi için bölgesel bir potansiyel oluşturacaktır.
Şehir hastaneleri özelinde, Türkiye yurtdışında dikkat ve ilgiyle izlenmektedir.
 
6)Sağlık meslekleri eğitimi

Şehir hastaneleri, yapılan teknolojik yatırımları ile mezuniyet öncesi ve sonrası sağlık meslekleri eğitiminde de rol almalıdır.
Üniversite afiliyasyonları farklı modeller ile zenginleştirilmelidir.
Bu kapsamda; üniversite, hastane yönetimi ve yükleniciden oluşan bir üçlü yönetim mekanizması da düşünülmelidir.
 
7)Sağlık Harcamalarına Etkisi

Mevcut durumda Türkiye’deki sağlık harcamalarının arttırılması gerektiği düşünülmektedir.
Şehir hastanelerinin açılması ile birlikte, Türkiye’de sağlık harcamalarının artması beklenmektedir.
Mevcut SUT fiyatları ile, şehir hastanelerinin sürdürülemeyeceği ve SUT fiyatlarının artırılmasına sebep olacağı beklentisi mevcuttur.
Nadir hastalıkların tanı ve tedavisinde yetersizlikler mevcut olup, gelecekteki sağlık harcamalarında önemli bir yer tutmaya adaydır.
Türkiye’nin son 10 yıldaki deneyimlerinden yola çıkarak, yeni bir finansman modeline ihtiyacı bulunmaktadır.
Toplam sağlık harcaması artabilir. Ancak sağlık hizmetlerindeki kalite artışı ile birlikte olması maliyet artışı anlamına gelmez.

 
 Şehir Hastanelerinde yatırımcı ortağı olarak birtek şirketimizin katıldığı toplantının sempozyumunda konuşan Yönetim Kurulu Üyemiz Sn. Murad Bayar Global ekonomik gelişmelerin sağlık sektörüne etkileri ’ne değindi. Kamu-Özel İş birliği projelerin özelliklerinden bahseden Sn. Murad Bayar Türkiye’nin ilk kamu özel hastanesi olan Mersin Şehir Hastanemiz hakkında da detaylı bilgi verdi. 
Toplantı da Biomedikal satın alma koordinatörümüz Mehmet Şenyurt, Kurumsal iletişim Pazarlama koordinatörümüz Açalya Ünver bulunmuştur.

CcnHolding CcnHolding CcnHolding CcnHolding CcnHolding CcnHolding CcnHolding CcnHolding
CCN Holding 2016 ©Tüm Hakları Saklıdır.

OHSAD Toplantısına Katıldık

Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği (OHSAD) tarafından düzenlenen ‘Sağlıkta Ortak Çözüm Toplantıları’nın sekizincisi 26-30 Nisan 2017 tarihleri arasında yine Antalya’da düzenlendi.
Sağlık Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, SGK, Maliye Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Özel Hastaneler, Kamu Hastaneleri, Üniversite Hastaneleri, Sağlık Kuruluşları ve Sigorta Şirketleri, sağlık sektöründe yaşanan gelişmeleri değerlendirmek için bir araya geldi.
Şehir Hastaneleri ve sağlık sektörüne etkileri başlıklı ilk gün düzenlenen ortak akıl toplantısında sağlık sektöründe ki değişimi değerlendirmek, sektörün sorunları ve ortak çözüm alternatifleri için karşılıklı bilgiler paylaşılarak toplantının sonunda bir rapor oluşturuldu ve ertesi gün sempozyumda herkese sunuldu.
 
Ortak akıl toplantısında çıkan sonuçlar yedi başlık altında incelendi:

1)Hastaya Etkisi

Şehir hastanelerinin, şehir merkezlerine olan mesafeleri, hastaların hizmete ulaşımı ve maliyetler açısından olumsuzluklar doğurabilecektir.
Bu sebeple hizmete erişim için, ulaşım imkanları açısından önceden planlanarak gerekli önlemler alınmalıdır.
Şehir hastanelerinde yüksek standartlı bir sağlık hizmeti öngörüldüğünden, özel sigortaların bu hizmeti satın alması da beklenmektedir.
 
2)Yönetim

Şehir hastaneleri, her biri ayrı hastane olan entegre sağlık tesisi yapısında olup, bir şemsiye yapı olarak planlanmıştır. Her birinde bir alt sistem yönetiminin klasik hastane yönetiminden farklı bir sistem olacağı beklenmektedir.
Öte yandan, 400 yataktan büyük kapasiteli hastanelerin idaresinin zor olacağı yönünde karşıt görüş bulunmaktadır.
Yatak sayısı yüksek olan genel hastanelerin, yönetiminin zor olacağına ilişkin araştırma sonuçlarından da söz edilmektedir.
Mevcut yönetim kültürümüze uymayan bir sistem olan, hastane yönetimi ile yüklenici firmadan oluşan, çift başlı bir yönetim anlayışı oluşmaya başlamaktadır.
Bu durumun yönetilebilmesi ve akıllı sistemlerin etkili kullanılabilmesi için gerekli eğitim programlarına ağırlık verilmesi uygun olacaktır.
Belediyecilik, ulaşım gibi sağlık dışı sektörler ile işbirliği, sistemin işlerliğini kolaylaştıracaktır.
Sözleşmelerde yer alan performans kriterlerine göre işletmecilerin de kendi standartlarını yukarı çekmeleri gerekecektir.
“Yardım masası” uygulaması sayesinde, yönetimde geri bildirim ve kriz anında müdahale şansı elde edilmektedir.
Randevu sisteminin iyi uygulanması durumunda, ölçek büyüklüğüne rağmen sıkıntılar en aza indirilebilmekte ve hizmet tüm güne yayılabilmektedir.
Odalardaki yatak sayılarının azaltılması ve süreç/altyapı konularındaki iyileştirmeler, hastane enfeksiyonlarının minimum düzeye inmesini sağlayacaktır.
Hem yüklenici, hem de kamu tarafı, karşılaşılan her sorun sonrasında uzlaşmacı bir tavırla çözüm üretmektedir. Dolayısıyla bu “öğrenen organizasyon” yapısı ile yeni bir yönetim anlayışı da oluşmaktadır.
Hastanelerin yönetimindeki en kritik bağlayıcı belge sözleşmelerdir. Üst mevzuatın olabildiğince esnek, yüklenici ile yapılan sözleşmelerin ise olabildiğince net olması gerekmektedir.
Özel sektör deneyiminde ölçek büyüdükçe yönetim merkezileştirilmektedir. Bunun yansıması şehir hastanelerinde de düşünülebilir.
Şehir hastanelerinin takibine yönelik olarak Bakanlık düzeyinde gerekli sistemlerin kurulması uygun olacaktır.
Şu anda mevcut kamu hastanelerinin yönetim biçiminde bir kargaşa olduğu için, bu yapının şehir hastanelerinde de devamı sorun oluşturacaktır.
Mevcut kamu hastanelerinin yönetim sisteminin temel bir sorun oluşturmadığı, sorunun Bakanlık dahil her düzeydeki yöneticinin sistemin işlerliğini sağlayacak şekilde davranmamasından kaynaklandığı görülmektedir.
 
3)İnsan Kaynağı

Şehir hastaneleri için gerekli, öngörülen hizmetlere yönelik olarak eğitilmiş sağlık çalışanı nasıl ve nereden bulunacağı konusunda tereddütler vardır.
Toplamda mevcut yatak sayısında belirgin bir artış olmayacağı için, sağlık personeli açısından olağandışı bir açık oluşmayacaktır.
Son yıllarda üniversitelerde, başta tıp olmak üzere, sağlık mesleklerinde önemli oranda kontenjan artışı yapıldığından, sağlık personelinde belirgin bir açık beklenmemektedir.
Şehir hastanelerinde kaliteye yönelik bir değişim için, istihdam şeklinde de bir değişiklik yapılması gerekmektedir.
Şehir hastanelerinin teknolojik donanımını kullanabilecek yetkinlikte kalifiye sağlık personelinin yetişmesi mümkün olacaktır. Uzun vadede sistem ihracı ile birlikte, yetişmiş sağlık personeli transferinin önü açılabilecektir.
Şehir hastaneleri ile birlikte özel hastanelerden kamuya geçişlerin hızlanması beklenmektedir.
Bunun aksine, mükemmeliyet merkezli ekiplerin özelde kalması veya özel sektöre geçmesi de söz konusu olabilir.
Hekim dışı sağlık personelinin istihdamında kamuda kadro kısıtlaması bulunduğu için, bu husustaki yeni bir düzenleme sağlık personelinin özelden kamuya kaymasına yol açacaktır.
 
4)Kamu/Özel Etkileşimi

Bazı işlemlerin yetkisinin, şehir hastaneleri ile sınırlı tutulması halinde hakkaniyet ve verimliliğe aykırı bir ortam oluşabilecektir.
Yeni dönemde küçük ölçekli özel sağlık kuruluşlarının kapanacağı, bunların birleşmeleri ile büyük özel hastanelerin varlıklarını sürdüreceği öngörülmektedir.
İstanbul hariç, şehir hastanelerinin periferde olmaları nedeniyle, merkeze yakın ve kolay erişilebilir özel sağlık kuruluşları için yeni bir fırsat doğabilecektir.
Şehir hastaneleriyle rekabet içinde olan özel sağlık sektörü, mevcut kaliteyi arttırarak varlığını sürdürebilecektir.
Merkezdeki zincir hastanelerin şehir hastanelerinden etkilenmeyeceği, hastaya davranış ve tedavi biçimlerinin değişeceği ve şehir içindeki özel hastanelerin acil hizmetlere odaklanacağı öngörülmektedir.
İstanbul’da 100 yatağın altındaki hastaneler branş hastanelere dönüşerek varlıklarını sürdürebilecektir.
Periferdeki küçük hastaneler kapanarak, merkeze kaymaları gerekeceği düşünülmektedir.
Şehir hastanelerinin yaratacağı rekabet ortamı, “patron hastaneleri”ni daha modern yönetim sistemlerine geçmeye zorlayacaktır.
Şehir hastanelerinin yaratacağı potansiyel kullanılarak, yerli sağlık teknolojileri üretimi teşvik edilebilecekken, bu fırsat gün geçtikçe yabancı üreticilerin lehine dönmektedir.
 
5)Sağlık Turizmi

Şehir hastanelerinin, sağlık turizmi alanında rol alması beklenmektedir.
Kamunun sağlık turizminde giriş yapmasıyla birlikte; yurtdışı tanıtımlarının daha güçlü yapılması, tüm sağlık sektörünün yararına olacaktır.
Nadir hastalıkların tanı ve tedavisinde yeterli kapasitenin geliştirilmesi durumunda, sağlık turizmi için bölgesel bir potansiyel oluşturacaktır.
Şehir hastaneleri özelinde, Türkiye yurtdışında dikkat ve ilgiyle izlenmektedir.
 
6)Sağlık meslekleri eğitimi

Şehir hastaneleri, yapılan teknolojik yatırımları ile mezuniyet öncesi ve sonrası sağlık meslekleri eğitiminde de rol almalıdır.
Üniversite afiliyasyonları farklı modeller ile zenginleştirilmelidir.
Bu kapsamda; üniversite, hastane yönetimi ve yükleniciden oluşan bir üçlü yönetim mekanizması da düşünülmelidir.
 
7)Sağlık Harcamalarına Etkisi

Mevcut durumda Türkiye’deki sağlık harcamalarının arttırılması gerektiği düşünülmektedir.
Şehir hastanelerinin açılması ile birlikte, Türkiye’de sağlık harcamalarının artması beklenmektedir.
Mevcut SUT fiyatları ile, şehir hastanelerinin sürdürülemeyeceği ve SUT fiyatlarının artırılmasına sebep olacağı beklentisi mevcuttur.
Nadir hastalıkların tanı ve tedavisinde yetersizlikler mevcut olup, gelecekteki sağlık harcamalarında önemli bir yer tutmaya adaydır.
Türkiye’nin son 10 yıldaki deneyimlerinden yola çıkarak, yeni bir finansman modeline ihtiyacı bulunmaktadır.
Toplam sağlık harcaması artabilir. Ancak sağlık hizmetlerindeki kalite artışı ile birlikte olması maliyet artışı anlamına gelmez.

 
 Şehir Hastanelerinde yatırımcı ortağı olarak birtek şirketimizin katıldığı toplantının sempozyumunda konuşan Yönetim Kurulu Üyemiz Sn. Murad Bayar Global ekonomik gelişmelerin sağlık sektörüne etkileri ’ne değindi. Kamu-Özel İş birliği projelerin özelliklerinden bahseden Sn. Murad Bayar Türkiye’nin ilk kamu özel hastanesi olan Mersin Şehir Hastanemiz hakkında da detaylı bilgi verdi. 
Toplantı da Biomedikal satın alma koordinatörümüz Mehmet Şenyurt, Kurumsal iletişim Pazarlama koordinatörümüz Açalya Ünver bulunmuştur.



CcnHolding CcnHolding CcnHolding CcnHolding CcnHolding CcnHolding CcnHolding CcnHolding
CCN Holding 2016 © Tüm Hakları Saklıdır.

OHSAD Toplantısına Katıldık

Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği (OHSAD) tarafından düzenlenen ‘Sağlıkta Ortak Çözüm Toplantıları’nın sekizincisi 26-30 Nisan 2017 tarihleri arasında yine Antalya’da düzenlendi.
Sağlık Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, SGK, Maliye Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Özel Hastaneler, Kamu Hastaneleri, Üniversite Hastaneleri, Sağlık Kuruluşları ve Sigorta Şirketleri, sağlık sektöründe yaşanan gelişmeleri değerlendirmek için bir araya geldi.
Şehir Hastaneleri ve sağlık sektörüne etkileri başlıklı ilk gün düzenlenen ortak akıl toplantısında sağlık sektöründe ki değişimi değerlendirmek, sektörün sorunları ve ortak çözüm alternatifleri için karşılıklı bilgiler paylaşılarak toplantının sonunda bir rapor oluşturuldu ve ertesi gün sempozyumda herkese sunuldu.
 
Ortak akıl toplantısında çıkan sonuçlar yedi başlık altında incelendi:

1)Hastaya Etkisi

Şehir hastanelerinin, şehir merkezlerine olan mesafeleri, hastaların hizmete ulaşımı ve maliyetler açısından olumsuzluklar doğurabilecektir.
Bu sebeple hizmete erişim için, ulaşım imkanları açısından önceden planlanarak gerekli önlemler alınmalıdır.
Şehir hastanelerinde yüksek standartlı bir sağlık hizmeti öngörüldüğünden, özel sigortaların bu hizmeti satın alması da beklenmektedir.
 
2)Yönetim

Şehir hastaneleri, her biri ayrı hastane olan entegre sağlık tesisi yapısında olup, bir şemsiye yapı olarak planlanmıştır. Her birinde bir alt sistem yönetiminin klasik hastane yönetiminden farklı bir sistem olacağı beklenmektedir.
Öte yandan, 400 yataktan büyük kapasiteli hastanelerin idaresinin zor olacağı yönünde karşıt görüş bulunmaktadır.
Yatak sayısı yüksek olan genel hastanelerin, yönetiminin zor olacağına ilişkin araştırma sonuçlarından da söz edilmektedir.
Mevcut yönetim kültürümüze uymayan bir sistem olan, hastane yönetimi ile yüklenici firmadan oluşan, çift başlı bir yönetim anlayışı oluşmaya başlamaktadır.
Bu durumun yönetilebilmesi ve akıllı sistemlerin etkili kullanılabilmesi için gerekli eğitim programlarına ağırlık verilmesi uygun olacaktır.
Belediyecilik, ulaşım gibi sağlık dışı sektörler ile işbirliği, sistemin işlerliğini kolaylaştıracaktır.
Sözleşmelerde yer alan performans kriterlerine göre işletmecilerin de kendi standartlarını yukarı çekmeleri gerekecektir.
“Yardım masası” uygulaması sayesinde, yönetimde geri bildirim ve kriz anında müdahale şansı elde edilmektedir.
Randevu sisteminin iyi uygulanması durumunda, ölçek büyüklüğüne rağmen sıkıntılar en aza indirilebilmekte ve hizmet tüm güne yayılabilmektedir.
Odalardaki yatak sayılarının azaltılması ve süreç/altyapı konularındaki iyileştirmeler, hastane enfeksiyonlarının minimum düzeye inmesini sağlayacaktır.
Hem yüklenici, hem de kamu tarafı, karşılaşılan her sorun sonrasında uzlaşmacı bir tavırla çözüm üretmektedir. Dolayısıyla bu “öğrenen organizasyon” yapısı ile yeni bir yönetim anlayışı da oluşmaktadır.
Hastanelerin yönetimindeki en kritik bağlayıcı belge sözleşmelerdir. Üst mevzuatın olabildiğince esnek, yüklenici ile yapılan sözleşmelerin ise olabildiğince net olması gerekmektedir.
Özel sektör deneyiminde ölçek büyüdükçe yönetim merkezileştirilmektedir. Bunun yansıması şehir hastanelerinde de düşünülebilir.
Şehir hastanelerinin takibine yönelik olarak Bakanlık düzeyinde gerekli sistemlerin kurulması uygun olacaktır.
Şu anda mevcut kamu hastanelerinin yönetim biçiminde bir kargaşa olduğu için, bu yapının şehir hastanelerinde de devamı sorun oluşturacaktır.
Mevcut kamu hastanelerinin yönetim sisteminin temel bir sorun oluşturmadığı, sorunun Bakanlık dahil her düzeydeki yöneticinin sistemin işlerliğini sağlayacak şekilde davranmamasından kaynaklandığı görülmektedir.
 
3)İnsan Kaynağı

Şehir hastaneleri için gerekli, öngörülen hizmetlere yönelik olarak eğitilmiş sağlık çalışanı nasıl ve nereden bulunacağı konusunda tereddütler vardır.
Toplamda mevcut yatak sayısında belirgin bir artış olmayacağı için, sağlık personeli açısından olağandışı bir açık oluşmayacaktır.
Son yıllarda üniversitelerde, başta tıp olmak üzere, sağlık mesleklerinde önemli oranda kontenjan artışı yapıldığından, sağlık personelinde belirgin bir açık beklenmemektedir.
Şehir hastanelerinde kaliteye yönelik bir değişim için, istihdam şeklinde de bir değişiklik yapılması gerekmektedir.
Şehir hastanelerinin teknolojik donanımını kullanabilecek yetkinlikte kalifiye sağlık personelinin yetişmesi mümkün olacaktır. Uzun vadede sistem ihracı ile birlikte, yetişmiş sağlık personeli transferinin önü açılabilecektir.
Şehir hastaneleri ile birlikte özel hastanelerden kamuya geçişlerin hızlanması beklenmektedir.
Bunun aksine, mükemmeliyet merkezli ekiplerin özelde kalması veya özel sektöre geçmesi de söz konusu olabilir.
Hekim dışı sağlık personelinin istihdamında kamuda kadro kısıtlaması bulunduğu için, bu husustaki yeni bir düzenleme sağlık personelinin özelden kamuya kaymasına yol açacaktır.
 
4)Kamu/Özel Etkileşimi

Bazı işlemlerin yetkisinin, şehir hastaneleri ile sınırlı tutulması halinde hakkaniyet ve verimliliğe aykırı bir ortam oluşabilecektir.
Yeni dönemde küçük ölçekli özel sağlık kuruluşlarının kapanacağı, bunların birleşmeleri ile büyük özel hastanelerin varlıklarını sürdüreceği öngörülmektedir.
İstanbul hariç, şehir hastanelerinin periferde olmaları nedeniyle, merkeze yakın ve kolay erişilebilir özel sağlık kuruluşları için yeni bir fırsat doğabilecektir.
Şehir hastaneleriyle rekabet içinde olan özel sağlık sektörü, mevcut kaliteyi arttırarak varlığını sürdürebilecektir.
Merkezdeki zincir hastanelerin şehir hastanelerinden etkilenmeyeceği, hastaya davranış ve tedavi biçimlerinin değişeceği ve şehir içindeki özel hastanelerin acil hizmetlere odaklanacağı öngörülmektedir.
İstanbul’da 100 yatağın altındaki hastaneler branş hastanelere dönüşerek varlıklarını sürdürebilecektir.
Periferdeki küçük hastaneler kapanarak, merkeze kaymaları gerekeceği düşünülmektedir.
Şehir hastanelerinin yaratacağı rekabet ortamı, “patron hastaneleri”ni daha modern yönetim sistemlerine geçmeye zorlayacaktır.
Şehir hastanelerinin yaratacağı potansiyel kullanılarak, yerli sağlık teknolojileri üretimi teşvik edilebilecekken, bu fırsat gün geçtikçe yabancı üreticilerin lehine dönmektedir.
 
5)Sağlık Turizmi

Şehir hastanelerinin, sağlık turizmi alanında rol alması beklenmektedir.
Kamunun sağlık turizminde giriş yapmasıyla birlikte; yurtdışı tanıtımlarının daha güçlü yapılması, tüm sağlık sektörünün yararına olacaktır.
Nadir hastalıkların tanı ve tedavisinde yeterli kapasitenin geliştirilmesi durumunda, sağlık turizmi için bölgesel bir potansiyel oluşturacaktır.
Şehir hastaneleri özelinde, Türkiye yurtdışında dikkat ve ilgiyle izlenmektedir.
 
6)Sağlık meslekleri eğitimi

Şehir hastaneleri, yapılan teknolojik yatırımları ile mezuniyet öncesi ve sonrası sağlık meslekleri eğitiminde de rol almalıdır.
Üniversite afiliyasyonları farklı modeller ile zenginleştirilmelidir.
Bu kapsamda; üniversite, hastane yönetimi ve yükleniciden oluşan bir üçlü yönetim mekanizması da düşünülmelidir.
 
7)Sağlık Harcamalarına Etkisi

Mevcut durumda Türkiye’deki sağlık harcamalarının arttırılması gerektiği düşünülmektedir.
Şehir hastanelerinin açılması ile birlikte, Türkiye’de sağlık harcamalarının artması beklenmektedir.
Mevcut SUT fiyatları ile, şehir hastanelerinin sürdürülemeyeceği ve SUT fiyatlarının artırılmasına sebep olacağı beklentisi mevcuttur.
Nadir hastalıkların tanı ve tedavisinde yetersizlikler mevcut olup, gelecekteki sağlık harcamalarında önemli bir yer tutmaya adaydır.
Türkiye’nin son 10 yıldaki deneyimlerinden yola çıkarak, yeni bir finansman modeline ihtiyacı bulunmaktadır.
Toplam sağlık harcaması artabilir. Ancak sağlık hizmetlerindeki kalite artışı ile birlikte olması maliyet artışı anlamına gelmez.

 
 Şehir Hastanelerinde yatırımcı ortağı olarak birtek şirketimizin katıldığı toplantının sempozyumunda konuşan Yönetim Kurulu Üyemiz Sn. Murad Bayar Global ekonomik gelişmelerin sağlık sektörüne etkileri ’ne değindi. Kamu-Özel İş birliği projelerin özelliklerinden bahseden Sn. Murad Bayar Türkiye’nin ilk kamu özel hastanesi olan Mersin Şehir Hastanemiz hakkında da detaylı bilgi verdi. 
Toplantı da Biomedikal satın alma koordinatörümüz Mehmet Şenyurt, Kurumsal iletişim Pazarlama koordinatörümüz Açalya Ünver bulunmuştur.



CcnHolding CcnHolding CcnHolding CcnHolding CcnHolding CcnHolding CcnHolding CcnHolding
CCN Holding 2016 © Tüm Hakları Saklıdır.

OHSAD Toplantısına Katıldık

Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği (OHSAD) tarafından düzenlenen ‘Sağlıkta Ortak Çözüm Toplantıları’nın sekizincisi 26-30 Nisan 2017 tarihleri arasında yine Antalya’da düzenlendi.
Sağlık Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, SGK, Maliye Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Özel Hastaneler, Kamu Hastaneleri, Üniversite Hastaneleri, Sağlık Kuruluşları ve Sigorta Şirketleri, sağlık sektöründe yaşanan gelişmeleri değerlendirmek için bir araya geldi.
Şehir Hastaneleri ve sağlık sektörüne etkileri başlıklı ilk gün düzenlenen ortak akıl toplantısında sağlık sektöründe ki değişimi değerlendirmek, sektörün sorunları ve ortak çözüm alternatifleri için karşılıklı bilgiler paylaşılarak toplantının sonunda bir rapor oluşturuldu ve ertesi gün sempozyumda herkese sunuldu.
 
Ortak akıl toplantısında çıkan sonuçlar yedi başlık altında incelendi:

1)Hastaya Etkisi

Şehir hastanelerinin, şehir merkezlerine olan mesafeleri, hastaların hizmete ulaşımı ve maliyetler açısından olumsuzluklar doğurabilecektir.
Bu sebeple hizmete erişim için, ulaşım imkanları açısından önceden planlanarak gerekli önlemler alınmalıdır.
Şehir hastanelerinde yüksek standartlı bir sağlık hizmeti öngörüldüğünden, özel sigortaların bu hizmeti satın alması da beklenmektedir.
 
2)Yönetim

Şehir hastaneleri, her biri ayrı hastane olan entegre sağlık tesisi yapısında olup, bir şemsiye yapı olarak planlanmıştır. Her birinde bir alt sistem yönetiminin klasik hastane yönetiminden farklı bir sistem olacağı beklenmektedir.
Öte yandan, 400 yataktan büyük kapasiteli hastanelerin idaresinin zor olacağı yönünde karşıt görüş bulunmaktadır.
Yatak sayısı yüksek olan genel hastanelerin, yönetiminin zor olacağına ilişkin araştırma sonuçlarından da söz edilmektedir.
Mevcut yönetim kültürümüze uymayan bir sistem olan, hastane yönetimi ile yüklenici firmadan oluşan, çift başlı bir yönetim anlayışı oluşmaya başlamaktadır.
Bu durumun yönetilebilmesi ve akıllı sistemlerin etkili kullanılabilmesi için gerekli eğitim programlarına ağırlık verilmesi uygun olacaktır.
Belediyecilik, ulaşım gibi sağlık dışı sektörler ile işbirliği, sistemin işlerliğini kolaylaştıracaktır.
Sözleşmelerde yer alan performans kriterlerine göre işletmecilerin de kendi standartlarını yukarı çekmeleri gerekecektir.
“Yardım masası” uygulaması sayesinde, yönetimde geri bildirim ve kriz anında müdahale şansı elde edilmektedir.
Randevu sisteminin iyi uygulanması durumunda, ölçek büyüklüğüne rağmen sıkıntılar en aza indirilebilmekte ve hizmet tüm güne yayılabilmektedir.
Odalardaki yatak sayılarının azaltılması ve süreç/altyapı konularındaki iyileştirmeler, hastane enfeksiyonlarının minimum düzeye inmesini sağlayacaktır.
Hem yüklenici, hem de kamu tarafı, karşılaşılan her sorun sonrasında uzlaşmacı bir tavırla çözüm üretmektedir. Dolayısıyla bu “öğrenen organizasyon” yapısı ile yeni bir yönetim anlayışı da oluşmaktadır.
Hastanelerin yönetimindeki en kritik bağlayıcı belge sözleşmelerdir. Üst mevzuatın olabildiğince esnek, yüklenici ile yapılan sözleşmelerin ise olabildiğince net olması gerekmektedir.
Özel sektör deneyiminde ölçek büyüdükçe yönetim merkezileştirilmektedir. Bunun yansıması şehir hastanelerinde de düşünülebilir.
Şehir hastanelerinin takibine yönelik olarak Bakanlık düzeyinde gerekli sistemlerin kurulması uygun olacaktır.
Şu anda mevcut kamu hastanelerinin yönetim biçiminde bir kargaşa olduğu için, bu yapının şehir hastanelerinde de devamı sorun oluşturacaktır.
Mevcut kamu hastanelerinin yönetim sisteminin temel bir sorun oluşturmadığı, sorunun Bakanlık dahil her düzeydeki yöneticinin sistemin işlerliğini sağlayacak şekilde davranmamasından kaynaklandığı görülmektedir.
 
3)İnsan Kaynağı

Şehir hastaneleri için gerekli, öngörülen hizmetlere yönelik olarak eğitilmiş sağlık çalışanı nasıl ve nereden bulunacağı konusunda tereddütler vardır.
Toplamda mevcut yatak sayısında belirgin bir artış olmayacağı için, sağlık personeli açısından olağandışı bir açık oluşmayacaktır.
Son yıllarda üniversitelerde, başta tıp olmak üzere, sağlık mesleklerinde önemli oranda kontenjan artışı yapıldığından, sağlık personelinde belirgin bir açık beklenmemektedir.
Şehir hastanelerinde kaliteye yönelik bir değişim için, istihdam şeklinde de bir değişiklik yapılması gerekmektedir.
Şehir hastanelerinin teknolojik donanımını kullanabilecek yetkinlikte kalifiye sağlık personelinin yetişmesi mümkün olacaktır. Uzun vadede sistem ihracı ile birlikte, yetişmiş sağlık personeli transferinin önü açılabilecektir.
Şehir hastaneleri ile birlikte özel hastanelerden kamuya geçişlerin hızlanması beklenmektedir.
Bunun aksine, mükemmeliyet merkezli ekiplerin özelde kalması veya özel sektöre geçmesi de söz konusu olabilir.
Hekim dışı sağlık personelinin istihdamında kamuda kadro kısıtlaması bulunduğu için, bu husustaki yeni bir düzenleme sağlık personelinin özelden kamuya kaymasına yol açacaktır.
 
4)Kamu/Özel Etkileşimi

Bazı işlemlerin yetkisinin, şehir hastaneleri ile sınırlı tutulması halinde hakkaniyet ve verimliliğe aykırı bir ortam oluşabilecektir.
Yeni dönemde küçük ölçekli özel sağlık kuruluşlarının kapanacağı, bunların birleşmeleri ile büyük özel hastanelerin varlıklarını sürdüreceği öngörülmektedir.
İstanbul hariç, şehir hastanelerinin periferde olmaları nedeniyle, merkeze yakın ve kolay erişilebilir özel sağlık kuruluşları için yeni bir fırsat doğabilecektir.
Şehir hastaneleriyle rekabet içinde olan özel sağlık sektörü, mevcut kaliteyi arttırarak varlığını sürdürebilecektir.
Merkezdeki zincir hastanelerin şehir hastanelerinden etkilenmeyeceği, hastaya davranış ve tedavi biçimlerinin değişeceği ve şehir içindeki özel hastanelerin acil hizmetlere odaklanacağı öngörülmektedir.
İstanbul’da 100 yatağın altındaki hastaneler branş hastanelere dönüşerek varlıklarını sürdürebilecektir.
Periferdeki küçük hastaneler kapanarak, merkeze kaymaları gerekeceği düşünülmektedir.
Şehir hastanelerinin yaratacağı rekabet ortamı, “patron hastaneleri”ni daha modern yönetim sistemlerine geçmeye zorlayacaktır.
Şehir hastanelerinin yaratacağı potansiyel kullanılarak, yerli sağlık teknolojileri üretimi teşvik edilebilecekken, bu fırsat gün geçtikçe yabancı üreticilerin lehine dönmektedir.
 
5)Sağlık Turizmi

Şehir hastanelerinin, sağlık turizmi alanında rol alması beklenmektedir.
Kamunun sağlık turizminde giriş yapmasıyla birlikte; yurtdışı tanıtımlarının daha güçlü yapılması, tüm sağlık sektörünün yararına olacaktır.
Nadir hastalıkların tanı ve tedavisinde yeterli kapasitenin geliştirilmesi durumunda, sağlık turizmi için bölgesel bir potansiyel oluşturacaktır.
Şehir hastaneleri özelinde, Türkiye yurtdışında dikkat ve ilgiyle izlenmektedir.
 
6)Sağlık meslekleri eğitimi

Şehir hastaneleri, yapılan teknolojik yatırımları ile mezuniyet öncesi ve sonrası sağlık meslekleri eğitiminde de rol almalıdır.
Üniversite afiliyasyonları farklı modeller ile zenginleştirilmelidir.
Bu kapsamda; üniversite, hastane yönetimi ve yükleniciden oluşan bir üçlü yönetim mekanizması da düşünülmelidir.
 
7)Sağlık Harcamalarına Etkisi

Mevcut durumda Türkiye’deki sağlık harcamalarının arttırılması gerektiği düşünülmektedir.
Şehir hastanelerinin açılması ile birlikte, Türkiye’de sağlık harcamalarının artması beklenmektedir.
Mevcut SUT fiyatları ile, şehir hastanelerinin sürdürülemeyeceği ve SUT fiyatlarının artırılmasına sebep olacağı beklentisi mevcuttur.
Nadir hastalıkların tanı ve tedavisinde yetersizlikler mevcut olup, gelecekteki sağlık harcamalarında önemli bir yer tutmaya adaydır.
Türkiye’nin son 10 yıldaki deneyimlerinden yola çıkarak, yeni bir finansman modeline ihtiyacı bulunmaktadır.
Toplam sağlık harcaması artabilir. Ancak sağlık hizmetlerindeki kalite artışı ile birlikte olması maliyet artışı anlamına gelmez.

 
 Şehir Hastanelerinde yatırımcı ortağı olarak birtek şirketimizin katıldığı toplantının sempozyumunda konuşan Yönetim Kurulu Üyemiz Sn. Murad Bayar Global ekonomik gelişmelerin sağlık sektörüne etkileri ’ne değindi. Kamu-Özel İş birliği projelerin özelliklerinden bahseden Sn. Murad Bayar Türkiye’nin ilk kamu özel hastanesi olan Mersin Şehir Hastanemiz hakkında da detaylı bilgi verdi. 
Toplantı da Biomedikal satın alma koordinatörümüz Mehmet Şenyurt, Kurumsal iletişim Pazarlama koordinatörümüz Açalya Ünver bulunmuştur.



CcnHolding CcnHolding CcnHolding CcnHolding CcnHolding CcnHolding CcnHolding CcnHolding
CcnHolding CcnHolding CcnHolding
CCN Holding 2016 ©Tüm Hakları Saklıdır.